Çin Guilin'de Miao Halkı kıyafetleriyle

8 Nisan 2013 Pazartesi

Myanmar'da Rahipliğe İlk Adım

Myanmar'da her erkek hayatında iki kez manastırda geçici olarak rahip olarak kalıyor. Biri 10-20 yaş arası diğeri 20 yaş sonrası. Sahip oldukları iaşe başkalarınca verilmelidir. Parlak roblar 15 yaş altındayken veriliyor, koyu renk roblar ise daha sonraki yaşlarda. Sahip olabildikleri diğer şeyler traş bıçağı, yemek iaşelerini aldıkları kase, suya düşen sinekleri tutmaya yarayan filtre, şemsiye ve bardak.



Rahibeler ise saçlarını kazıtıyor ve pembe rob giyiyorlar. Rahibeliği meslek olarak seçmek pek hoş karşılanmıyor ve kadının toplumsal sorumluluklarından kaçtığı düşünülüyor.



 
Çocukların tapınağa gitmesi sünnet alayı gibi. En önde bir filin üstünde yanaklarına, gözlerine makyaj yapılmış bir erkek çocuk, ardında atların üstünde diğer erkek çocuklar, onların ardında çocukların denklerini kafalarında taşıyan anneler, arkasında rengarenk süslenmiş kağnı arabalarında akrabalar... Babaların görevi de çocuklarını güneşten korumak için süslü şemsiyeler tutmak. Kızların da bu tören sırasında tapınakda kulaklarına küpe için delikler açılıyor.
















Tapınakda müzik çalıyor, ailece dans ediyorlar. Ardından da konu komşuya yemek veriyorlar. Kapıda ise bir adam hediye edilen paraları bir deftere işliyor ve hediye verene bir yelpaze hediye ediyor.








Çocuklar tapınakda bulundukları sürece anne babalarına ‘kardeş’ diye hitap ediyorlar çünkü tüm Budist toplum onların kardeşi. Her sabah kendi yemeklerini bulabilmek için dilenmeleri gerekiyor böylece de egolarını öldürüyorlar. Fazla toplanan yemekler tapınakda çalışanlarla paylaşılıyor. Çocuklara tapınakda tuvalet temizleme de dahil her işi yaptırıyorlar.

6 Nisan 2013 Cumartesi

Adı Neden Şeker Bayramı?

Dünya Müslümanları ‘Ramazan Bayramı’ yada ‘Eid’ derken biz neden ‘Şeker Bayramı’ deriz hiç düşündünüz mü? Ben hep merak etmişimdir. Bugün cevabını Topkapı Sarayı öğrendim. Osmanlı zamanında Babüssaade Kapısının önünde bayram günleri cevizli baklava, şerbet ve akide şekeri dağıtılırmış. Bu yüzden de Ramazan Bayramı ‘Şeker Bayramı’ diye anılır olmuş.
Babüssaade Kapısı
Yakınlarda müze, çalışanlarına Bayramda şerbet ve baklava dağıtmaya başlamış, hem de Konyalı mamulü...

21 Mart 2013 Perşembe

DİPTEN ZİRVEYE BİR HAYAT HİKAYESİ

Hindistan’da hala kast sistemi mevcut. Bu o kadar kanlarına işlemiş ki Amerika’ya taşındıkdan sonra bile kast sistemini devam ettiriyorlar. Farklı kastlardan insanlar birbirleriyle evlenmedikleri gibi aynı kasttan farklı eyaletten evlenenlere de hoş gözle bakmıyorlar. Hindistan’da bulunduğum günlerde farklı kasttan birbirini sevmiş iki genci köylüler öldürmüş ve diğer gençlere de örnek olsun diye köy meydanına asmıştı. Cesetler kuruyana kadar da indirmemişti.

Dalitlerin yani dokunulmazların diğer kastlardan insanlarla aynı yerde yemek yemesine izin verilmiyor. Lokantalarda onlara ayrı çatal bıçak ve bardak bulunuyor. Bulabildikleri işler tuvalet temizleme, hayvan derisi yüzme ve sokakları süpürmek. Köy kuyusunu kullanmalarına yasak. Toplu taşımada ayrı yerde oturmak zorundalar. Köy tapınağına girmeleri de yasak ve mezarlıkları ayrı.

Kalpana Saroj Mumbai’da bir köyde Dalit kastında doğmuş Hintli bir kadın. Kalpana çocukken daha üst kastlardan arkadaşlarını ziyarete gittiğinde arkadaşlarının aileleri onu evin dışında oturturmuş ki evleri düşük kasttan biriyle kirlenmesin. Amcası kızların ‘bir paket zehir’ olduğunu söyler dururmuş. O yüzden de 12 yaşında kendinden 10 yaş büyük birinden evlenme teklifi geldiğin de amca ailesini onu evlendirmeye ikna etmiş. 12 yaşında bir çocuk olarak ev işlerini layıkıyla yapamadığı için kocasının ailesinden düzenli dayak yemiş ve az yemek verilmiş. 6 ay sonra babası onu ziyaret ettiğinde durumuna acıyıp eve geri getirmiş. Bu sefer de boşanmış bir kadın olması yüzünden (sadece 12 yaşında olmasına rağmen) mahalleli onu evlilikden kaçtığı için hoş karşılamamış. Bunca acıya dayanamayan Kalpana intihara kalkmış ve komaya girmiş ama doktorlar onu kurtarmış. O da büyük bir şeyler başarmaya ant içmiş.

13 yaşında köyündeki biçki dikiş kursuna yazılmış.Bir fabrikada günde 2 rupi kazandığı iplik kesme işine başlamış. Öğle tatillerinde dikiş makinası kullanmayı öğrenmiş. Fabrika müdürü ondaki cevheri görüp ayda 215 rupi kazanacağı bir iş vermiş ve Kalpana hayatında ilk kez 100 rupilik banknot görmüş. Düzenli maaşı sayesinde evine bir dikiş makinası alıp terziliğe başlamış. Stilleri çok beğenilmiş. Günde 16 saat çalışıyormuş ve bugün de bu alışkanlığını devam ettiriyormuş. 11 kadınla beraber mikro kredi alıp 18 yaşında güzellik salonu ve butik açmış, mobilya dükkanı ardından gelmiş. Mütahitlik daha sonraları gelmiş. Başarı üstüne başarı elde ettiği bir gün, bir mühendislik şirketinin 100 kadar işçisi kapısına gelip patron şirketi borçlarıyla bize terk etti, gel şirketi sen yönet demiş. 2006’da şirketi iflasdan kurtarmış ve Rajiv Gandhi kadın girişimci ödülünü kazanmış. Şu anda şirket 100 milyon dolar değerinde. Her sabah yogasına da devam ediyormuş, bütün bu işlerinin yanısıra.

Kalpana Mumbai’a ilk ayak bastığında nereye gideceğini bile bilmezken bugün şehrin iki yoluna şirketinin adı verilmiş.

Ne demişler, azmin elinde birşey kurtulmaz...

18 Mart 2013 Pazartesi

MYANMAR'DA LOTUS DOKUMASI
Lotus sapını ikiye kırıp sapdan çıkan sümüksü lifleri tahta bir masanın üstüne seriyorlar.


Üçbeş lotus dalını kırıp bu işlemi tekrarladıkdan sonra bu üçbeş lifi avuç içiyle ovalayarak birleştiriyorlar ve iplik oluşturuyorlar.

Bu iple yapılan dokumalar ipekden daha pahalıya satılıyor. 

Bu teyzede iplik aletinin önünde bir sağa bir sola yürüyerek iplik sarıyor.


 Dokuma ketene benziyor.

16 Mart 2013 Cumartesi

ÇİN KÜLTÜRÜ
Ülkede hala MÖ 6. yüzyıldan kalma Confucianism popular. Qin hanedanlığından beri devletin felsefesi olmuş. Mao zamanı hariç tabii. Confucianism ebeveyn-çocuk, yönetici-yönetilen, karı-koca, arkadaş-arkadaş ilişkilerini düzenleyen kurallar topluluğu ve bilimadamı ve beylerin elit felsefesi. Bu felsefeye göre aileye, büyüğe ve otoriteye saygı esas, o yüzden de Çinliler ölülerine ve atalarına çok saygı gösterirler. Confucius eğitimle toplumun daha iyi bir yere gelebileceğini, yöneticilerin de görevinin halkı eğitmek olduğunu vurgulamış. Temelinde humanism var. Eğitimin olduğu yerde sınıf yoktur diyor, düşünür. İnsanın kalitelisi evinde saygılı, işinde ciddi, ilişkilerinde sadık ve inançlı olandır diyor. Confucius dikatatörlüğe karşıdır ve yöneticinin görevi adalete sadık olmaktır der. Confucius’un dünyasını birlikte tutan yapışkan gerçeğe bağlılık, güvenilirlik ve de insanlık, adalet, kibarlık, ve akla dayanan ideallere bağlılıkdır.

Confucius’un iki çoçuğu olmuş ve bugün hala birçok Çinli onun soyundan geldiğini iddia eder. Onun en çok sevdiğim sözü ise özel insanlar adaletin küçük insanlarsa kar işlerinden anlarlar.

Budism yaygın ateismin yanısıra. Malum bir zamanlar Mao’nın Dalai Lama’ya dediği gibi ‘din afyondur’ felsefesiyle din yasaklanmış Çin’de. Oysa bugün serbest. Göbekli ve gülen Buda figürü görüyorum sık sık, bolluk ve bereket sembolü.

Diğer bir felsefede ışık ve gölge anlamına gelen Yin Yang. Yin kadını, yang’se erkeği temsil ediyor. Yin ve yang birbirine zıt kutuplar değil, biri olmadan diğeri de olmaz. Qi evreni  yaratan enerjidir ve yin ve yang’e sebebiyet vermiştir. Dünyadaki her fiziksel değişim Qi’nin sonucudur. Çin tıbbında MÖ 2. yüzyıldan beri bu enerjinin vücutta aktığına inanılır ve bunu dengede tutmaya çalışılır. Akupunktur da bu akışı düzenlemeye çalışır. Feng shui yani rüzgar ve su’da Qi felsefesine dayanır. O yüzden de kapıların ve koridorların yeri bu enerjinin akışına göre yapılmalıdır.

Çin’de tek çocuk politikası var, bu politika sadece çiftçiler için delinebiliyor ve ilk çocuk kızsa ikinci çocuğa izin veriliyor. Bu arada halkın %70’i tarımla uğraşıyor. Kimi Çinli kız çocuklarını Amerika ve Avrupa’ya evlatlık olarak veriyor. Şu anda Çin’de kızdan çok erkek nüfus var. Kanunlara göre kadınların 20 yaşından küçük, erkeklerinse 24 yaşından küçük evlenmesi yasak.

25 yaş civarı gençlerin anne babalarına baktığımızda, her on çiftin sekizinin evliliği ailelerince kararlaştırılmış olsa da bugün gençler evlenmeden beraber yaşıyorlar. Evlilik dışı ilişkiler o derece yaygın ki hükümet bunun kanunlara aykırı olması için çalışma başlatmış bile. 

Çöpçatanlar doğum tarihlerine bakarak gençler birbirlerine uygun burçdaysa işe girişiyorlar. Evlilik anlaşmasını, başlık parasını da ayarlayan onlar. MÖ 4. yüzyıldan kalma geleneğe göre erkek kıza başlık parası ödüyor. Çöpçatanlar hangi saatin daha uğurlu olduğunu araştırıp öyle evlendiriyor gençleri.

Gelinin annesi düğünden bir sene sonraya kadar kızının evini ziyaret edemez. Kız ancak onu ziyaret edebilir. Kız da erkek de iki ayrı düğün yemeği veriyor. Kızın ki daha görkemli olmak zorundadır. İki törende de içki parası kız ödüyor. Gazete ilanlarından nerde yaşadıklarını belirtiyorlar ve genelde aynı bölgeden olanlar evleniyor. Gelenekler göre yedi durumda boşanma söz konusu olabiliyor ve erkek karar veriyor. Kız erkeğin ailesine saygı göstermiyorsa, kadın başka erkeklerle oluyorsa, kadın kıskançsa, hırsızsa, çocuğu olmuyorsa, ölümcül hastalığı varsa, dedikoducuysa. Erkeğin ailesinde biri öldüyse ve kadın üç yıl yas tuttuysa erkek karısını boşayamıyor, evlendiklerinde kız zengin erkek fakirse sonra erkek zenginleşince boşanmak isterse izin verilmiyor. Ayrıca kadının ailesi yoksa da boşayamıyor.



Bir şehirde yaşayan herkes kayıt olmak zorunda. Başka bir şehre gitmek içinse izin alması gerekiyor. Şehirlerarası yolculuklarda kimlik kontrolü yapılıyor. Köylerden şehre gelenler, kaçak işçi olarak ucuza çalışıyorlar. Pekin’de çalışan biri emekli olunca başka bir yere taşınamıyor. Pekinliler, Pekin otellerinde kalamıyor. Facebook, youtube ve google yasak.

Gazete okuyabilmek için bir kişinin en azından 3000 karakter bilmesi gerekirken, okumuş kişiler 5000 civarında karakter biliyorlar. Çinliler tarihde bambulara ve kemiklere yazı yazmışlar. Efsaneye göre Çin medeniyetini kurucusu sayılan Sarı İmparatorun bakanı Cang Jie karda bir kuş ve hayvanın ayak izlerin görüp Çin alfabesini yaratmış.


Bambu ağacından kağıt yapılır ve bu kağıdın ağırlığına göre fiyatı da değişir çünkü kağıdın kalınlığı üstüne yazılan yazının çabuk kurumasını belirliyor. Bambu sepetler, masalar, sandalyeler ve hatta inşaatta iskele olarak kullanılıyor. Bambu güçlü olduğundan çelik yerine bambu iskeleler yapıyorlar.


1 Ocak 2013 Salı

Yeni Workshop

Merhabalar

2 senedir devam ettiğim kültürel farklılıklar workshop’umda bu  cumartesi (5 Ocak) konumuz eğlence anlayışları, festivaller.
 
  • Nepal'de 25 Kasımda festivalde 250binden fazla hayvanın kurban edildiğini,
  • Çin’de iyi güreş tutan çekirge fiyatının 10bin dolara kadar çıktığını,
  • Belçika’da her sene Şubat’da zamanında haçlı seferine katılmayı rededen Belçikalıların torunlarınca Türk yürüyüşü yapıldığını ve Türk kanı likörünün içildiğini,
  • Malezya'da TV'de süper imam yarışması yapıldığını,
 
Biliyor muydunuz?
 
Gelebilecek olanlar bildirebilirse salonu ona gore ayarlamaya çalışacağım.

Salon kirası geçen seneden bu seneye değişmedi, gene yediğiniz içtiginiz hariç 20 TL.
Saat: akşam 8:00
Mekan : Kafika, Fındıklı
 
 
Taksim Garanti bankasından inen Kazancı yokuşunda.  Fındıklıdan gelenler Akbank’ın yanından saptığınızda, yokuş 3 yol ayrımına geldiğinde (Sıraselviler, cihangir ve fındıklı) sağdaki yolda kalan portakal ışıklı yer. Web sitesinden de adresine bakabilirsiniz.
Dostcakalın

27 Aralık 2012 Perşembe

GUİLİN 2012
Yangsuo nehrinde beş saatlik bir tekne gezintisine çıkıyorum. 20 yuanlık banknotun arka yüzüne resim olmuş tepecikler var burda. Vietnam’daki Halong Bay’e benziyor manzara. Gezi boyunca bamboo dallarının yan yana getirilmesiyle yapılmış sallarda mor çam kozalağına benzer meyvalar satıyor Çinliler. Teknenin ahçısı ise kahverengi nehir suyuyla yıkadığı balıkları ayıklıyor. Nehir kenarında beyaz gelinlikli bir gelin poz veriyor. Çinli rehber ayçekirdeği getirmiş hediye, çıtlamayı bilir misiniz diyor? Bilmezmiyiz!


Akşam göl kenarındaki parkda geleneksel Miao halkının kıyafetleriyle resim çektiriyorum. Çinliler benimle resim çektirmek istiyorlar. Ay ve güneş pagodalarını ışıklandırmışlar. Parkda gene dans edenler var.

Oteldeki gelin ve damat geleneksel kıyafetler içinde. Gelin kırmızı ipek altın sarısı desenli bir elbise giymiş, Eteğinin belinden üç parça kuşak gibi sarkıyor. Kolu 2 kat, biri kısa biri uzun…Yakasından Çin püskülleri sallanıyor. Erkekse siyah yakasız ipek gömlek ve pantalon giymiş. Gelin tebrik edenlerin sigarasını yakıyor, onlar da kırmızı zarflar içinde para hediye ediyorlar. Yanında bir adam gelenlere şeker ikram ediyor. Salonun girişine bir masa üstüne yalancı bir düğün pastası konmuş, gelen geçen masadaki bir deftere düşüncelerini yazıyor.


ŞANGAY
Dediklerine göre Şangay parayı kazanır Pekin’se dağıtırmış. Ortasından Huangpu nehiri geçiyor şehrin. Nehrin karşısındaki kara parçası Pudong’da ise ünlü 457m’lik Oriental Pearl TV kulesi ve şişe açacağına benzediği için bu adı alan 494m’lik Şangay Dünya Finans Merkezi kulelerinin de bulunduğu gökdelenler görülüyor. Pudong bölgesi 20. yüzyıl ortalarına kadar gecekondu ve genelevlerle doluymuş. Şu ünlü gangster Büyük Kulaklı Du’da 1920’lerde burda yaşıyormuş. Bund’da bir bankası bile olan Du’nun bir sürü karısı, gözdesi ve Chiang Kai Shek’le iş ilişkisi varmış. 1990’da özel ekonomi bölgesi olunca dünyanın en büyük gökdelenlerinin olduğu bir bölge haline gelmiş.

Şansımıza hava puslu. Amerikadan expat olarak buraya gelip çalışan arkadaşlarım TV kulesinde çok kuyruk oluyor, sen şişe açacağına çık diyor. Bilet alırken kasiyer yalnız puslu uyarayım diyor, başka şansım olmadığı için çıkıyorum. Katın yerlerinin bir kısmını cam yapmışlar. Aşağıya bakmak ve o cam zeminde yürümek yürek istiyor. 97. kattayım ne de olsa. Her ne kadar Şangay’ın nüfusu diğer gökdelen şehirler olan NY ve Tokyo’dan fazlaysa da km kare başına düşen insan sayısı Tokyo’da 14,000 iken Şangay’da 3030.

Nehrin karşı kıyısı Bund, Avrupa tarzı 20. yüzyıl başlarında yapılmış binalarla dolu. Sabah akşam kalabalık nehir kenarı. Herkes burdan Şangay’ın skyline’nını oluşturan TV kulesinin de olduğu manzaraya bakıyor, tekneye biniyor.

Takside arka koltukda otururken önümdeki ekrandan reklamları seyrediyorum. Taksi şoförümüz güneşte yanmamak için eldiven giyiyor. Sokakdaki kuş kafeslerinin su çanakları bile Çin işi mavi desenli porselen.

Sokaklardaki masalarda genci yaşlısı domino ve kağıt oynuyor. Havaalanı ve Şangay şehir merkezi arasında çalışan tekerleksiz manyetik bir hatta giden Maglev treni 301km hızla bizi götürüyor. Gündüz saatlerinde hızı daha da yükseliyor.

Expat arkadaşlarım Beyza ve Güner burdaki hayatlarından çok memnunlar. Amerika’da her işi kendileri yapmaları gerekirken burda işgücünün ucuz olmasından dolayı şoförlü arabaları ve çocukları okula getirip götüren hizmetçileri var. Amerikan stili bahçeli evlerde oturuyorlar ve gece hayatının zevkini çıkarıyorlar. Çok güzel bir bölgede beni yemeğe götürüyorlar.

Yeşim Buda tapınağının önünde her tür sakat dilenci var. Gruptan biri çocuklu dilenciye para vermek istiyor ama diğeri önünü kesiyor. Kadıncağız sağa adım atsa sağa, sola adım atsa sola gidiyor. Sonunda gruptakiler kadını kurtarıyor. Tapınakda Burma’dan getirilen iki yekpare yeşim Buda figürü var, 100 kadar da rahip. Bunlardan birinin 1000 ton olduğunu iddia ediyorlar. Heykellerden biri Budanın meditasyon yapar halini, diğeri ise nirvanaya ulaştığı anı resmediyor. Meditasyon halindeyken bir eli havayı diğeri toprağı gösteriyor. Bu onu yolundan çevirmeye çalışan kötü ruhlara bir işaret, ‘aydınlanmadan bu yoldan ayrılmayacağım toprak da buna şahit’ diyor. Yatan Buda ise ölümü temsil ediyor, Buda’nın büyük kulakları ise aydınlanmak için herşeyi dinlediğini ve duyduğunu. Tapınağın diğer heykellerinin orasına burasına sıkıştırılmış paralar görüyorum, bunlar tapınakda yaşayan rahiplere yapılan bağışlar.

Yu bahçeleri, 10TL’e cappuccino satan Starbucks’dan Maraş dondurmacısına, Çin yemeğinden ‘look a look’ diyen Çin hediye satıcılarına kadar herşeyi bulabileceğiniz bir yer. Ming hanedanlığı döneminde yapılan tapınakda ayin var. Kırmızılı roblarıyla Budist rahipler mantralar tekrarlayıp ziyaretçilere iyi şans duaları yazıyorlar.  Yelpaze müzesini ziyaret ediyorum. Ming hanedanlığından beri yelpazelere resim çizmek ve hat sanatını kullanmak moda olmuş.

Tapınakların çatılarında elbette ejderha sembolleri var. Çin ejderhasının yılan gibi bir vücudu, geyik boynuzları, atmaca pençeleri, balık pulları ve boğa kulakları var. Bu ejderha yüzebilir, uçabilir, başka hayvan şekillerine girebilir ve nazardan koruyabilir. Beş pençeli ejderha sadece İmparatoru sembolize ediyor. Ejderha yin yang terminolojisinde yang’i temsil ediyor. Ejderhanın seller, yağmurlar, kasırgaları yöneten bir kuvveti var, aynı zamanda da güç ve şansı temsil ediyor. Çin’de ayrıca başarılı insanlar ejderhaya benzetilirken, başarısızlar da solucana benzetiliyor.

Zhujiajiao, Şangay’ın Venediği, şehre bir saat uzakda. Otobüsle gidelim diyoruz. İnternet sayfasında otobüsün nerden kalkdığını yazmış ama numarasını yazmamış. Çince de okuyamadığıma göre zor olacak! Neyse ki şanslıyım, otobüs terminal amirliğindeki kız İngilizce biliyor ve doğru otobüse yönlendiriyor. Bileti otobüsdeki biletçiden alıp gülümseyen Çinliler arasında yola çıkıyorum. Bilet 4TL. Biletçinin kapının yanında ayrılmış koltuğu var.

Rickshaw benzeri önü bisiklet bir arabayla köyün girişine kadar gidiyorum ve kanallardan oluşan ve envayi çeşit ilginç yiyeceğin satıldığı sokakları geziyorum. Şekerci ağdasını mermere bir kelebek şeklinde döküyor ve sopasını da yapıştırıp gelen geçen çocuğa satıyor. Bir şeker bu kadar mı sanata dönüştürülebilir?  Minik kırmızı elma şekerleride şişe dizilmiş alıcılarını bekliyor. Tapınakda altın yaldızlı kağıttan yapılmış çam kozalağı benzer objeleri yakıyorlar duaları gerçekleşsin diye.

Şangay hayvan bahçesindeki pandanın poposu kaşınıyor anlaşılan, ağaç kütüğüne bir sağa bir sola poposunu sürtüyor. Sonra da bir insan gibi sırtını dayayıp oturuyor. Poposu kaşınan diğer bir hayvan da bir cins maymun, kaşımakdan kıpkırmızı olmuş poposunu dikmiş havaya yatıyor. Pandaların bebeklerini kendilerinin dokuzyüzde biri kadar büyük doğurduğunu biliyor muydunuz? O yüzdende 15cm’lik bu sıçan büyüklüğündeki bebeklerini yanlışlıkla ezdiği de oluyor. Pandalar da insan gibi mekik çekiyor. Eskiden etobur olan pandalar günde 30kg bambu yiyor.


Şangay sokaklarında abacus satılıyor, oysa Çin yapımı hesap makinaları ABD’de bir dolara satılıyor. Kadını erkeği sokağa renkli pijamalarıyla çıkıyor. Bizde de bir zamanlar eşorfman giymek modaydı burda da pijama.

Gökdelen ve binalarının mimari görünüşüyle övünüyor Şangay’lılar. Haklılarda! Bir bina diğerine benzemiyor.